KARADAĞ GEZİ REHBERİ: AB’DEN ÖNCEKİ SON VİZESİZ ÇIKIŞ

Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz 7 günlük Balkanlar gezimizin hem rota planlamasını hem bütün maliyetlerini hem de Karadağ dışındaki gezdiğimiz şehirleri özetle şu yazımda yazmıştım. Karadağ’a nasıl gidilir konusuna ve Karadağ ile birleştirip gezebileceğiniz yer önerilerine de yine Balkanlar yazımda değindiğim için buraya tekrar yazmıyorum. Şimdiyse bu gezinin odak noktası ve bence en güzel ülkesi olan Karadağ’ı anlatmaya başlıyorum.

Karadağ Adriyatik kıyısında sadece 620 bin nüfuslu minik ama ‘’poff Balkan ülkesi işte’’ diye burun kıvırırsanız sizi burun kıvırdığınıza çok fena pişman edecek bir ülke. Şimdilik TC vatandaşları için vizesiz, pasaportunuzu alıp direkt gidebiliyorsunuz yani. Fakat yakın zamanda Avrupa Birliği’ne katılacağı ve bizler için artık vizesiz gitmenin imkânsız hale geleceği konuşulan bu güzel ülkede şimdiden euro kullanılıyor. Yine de tl’nin euro karşısındaki malum durumuna rağmen uygun fiyatlara konaklamanız ya da araba kiralamanız olası. (Tabii sadece Karadağ’da gezdiğiniz ve arabayı aynı yerde alıp bıraktığınız bir senaryo için uygun fiyatlı diyebiliriz, ülke değiştirecekseniz falan kiralar uçuyor haliyle.)

Karadağ’a gitmek için en uygun zaman eğer deniz tatili düşünüyorsanız tabii ki yaz ayları ama sadece şehirleri keşfetmek ve yeni yerler görmek niyetindeyseniz aralık ayında bile gerçekten çok güzeldi. Biraz şehirlere Christmas havasının yerleşmiş olmasının da bunda etkisi var tabii ama 1-2 saatlik bir yağmur dışında hava güzeldi bizim geçirdiğimiz 3 günde de. Balkanlar’dan gelen soğuk hava dalgası gözünüzü korkutmasın yani, kendisi Karadağ’dan gelmiyor pek.

Karadağ’da gezilecek yerler için araştırma yaparken bu küçücük ülkenin kuzeyinden güneyine doğa harikası göllerle ve dağlarla çevrili olduğunu ve aslında görmeye değer çok fazla noktası olduğunu görmüştüm ama biz sadece 3 gün gezecektik ve birçok yeri elemek durumunda kaldık.

Bizim seyahatimizin odak noktası Kotor Körfezi ve Budva’ydı. 3 gün bu iki bölgeyi gezmek için yetti aslında ama Herceg Novi, Petrovac ve Bar gezemediğim için içimde kalan yerler oldu. Sizin 3 günden daha fazla vaktiniz varsa ya da araba kiralayacaksanız buraları da ekleyebilirsiniz planınıza. 

Bizim 3 günlük planımıza gelirsek gün gün şöyleydi:

  • 1. Gün: Budva ve Sveti Stefan gezileri, Budva’da konaklama
  • 2. Gün: Kotor Old Town gezisi, Kotor’da konaklama
  • 3. Gün: Perast ve Tivat gezileri, Kotor’da konaklama

BUDVA

Budva Karadağ’ın sahil şehirlerinden biri ve aslında bir tek günde gezebileceğiniz küçücük bir yer. Karadağ hakkında küçük bir Google araması yaparsanız karşınıza ilk çıkacak yerlerden ve ülkenin en popüler noktalarından biri olan Sveti Stefan adası da Budva sınırları içerisinde. Karadağ’da başka bir yerleri beğenip Budva’dan habersizce Karadağ gezisi planlamaya çalışsanız bile bir şekilde Budva’yı öğrenmek zorunda kalacak ve gerçek bir turistçilik aktivitesi olan Sveti Stefan’ı görebilmek için Budva’ya gideceksiniz yani…

Biz Budva’ya şu site üzerinden aldığımız biletlerimizle Tiran’dan gittik ve yol 5.5 saat sürdü. Zaten Karadağ’a Tivat’a ya da Podgorica’ya direkt uçarak ulaştıysanız bu şehirlerden araba kiralayarak ya da yine getbybus üzerinden bilet alarak Budva’ya ulaşabilirsiniz.

Budva’da nerede kalınır sorusuna nokta atışı bir cevap verebilmeyi çok isterdim ama konakladığımız ve Türk bir aileye ait olan işletmeden çok da memnun kalmadım açıkçası. Bu yüzden net bir öneri veremiyorum ama 4 kişi için gecelik sadece 36 euro’ya kaldığımız bu yerin ve haliyle Budva’nın hayatım boyunca yurt dışındaki en uygun fiyatlı konaklamam olduğunu söyleyebilirim. Ucuza uçak bileti bulup sonra kararsızlığı sebebiyle otel konusunda genellikle kazık yiyen bir insan olarak 4 kişi için 36 euro vermek bende şok etkisi yarattı biraz ve http://www.booking.com’da gezinirken gördüğüm kadarıyla benzer fiyatta çok fazla alternatif de vardı. Direkt nokta atışı yer öneremesem de  biraz araştırma ile Budva’da çok uygun fiyatlara konaklayabileceğinizi söyleyebilirim yani.

Budva’da gezilecek yerler ise sizi hedeften çok yürürken keşfetmeye yöneltecek şekilde diyebilirim diğer birçok küçük şehir gibi. Yani devasa yapılar ya da ölmeden önce görmeniz gereken çok önemli eserler yok burada ama şehri yürüyerek keşfetmek ve haliyle sokakları çok güzel. 

Budva’da gezilecek yerlerin başında gelen yer kesinlikle Stari Grad yani şehrin Old Town bölgesi. Surların içindeki bu eski şehrin içinde yine şehrin görmeye değer yapıları olan Citadel (hisar), Santa Maria in Punta (Azize Maria Kilisesi), Aziz Sava Kilisesi (St Sava), Aziz Ivan Kilisesi, Holy Trinity Kilisesi ve Budva Arkeoloji Müzesi yer alıyor. Zaten Old Town’un birbirinden güzel sokaklarında yürüdükçe bu yapıların hepsi bir şekilde tek tek karşınıza çıkıyor. Bizim gibi müzeye ya da Citadel’e girmeyip sadece yürüyerek sokakları keşfetmeyi seçseniz bile Citadel’in çevresinde günbatımını izleyebileceğiniz noktalarda mutlu mesut günbatımı izleyen kalabalığa katılabilirsiniz. (Hatta bence bunu kesinlikle yapın çünkü manzara çok güzel)

Old Town’un biraz dışında ise şehrin sembollerinden olan Statua Ballerina yani Dans Eden Kız Heykeli’ni ve Budva’dan Sveti Stefan’a doğru giderken Praskavica Manastırı’nı görebilirsiniz. Araba kiraladıysanız yukarıda da bahsettiğim Petrovac isimli kasabaya birkaç saat ayırmak isteyebilirsiniz çünkü fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla çok güzel bir yer ve hazır Budva’dayken vakit varsa gitmeye değer. 

Karadağ’da gördüğüm çoğu yer gibi Budva da İtalyan kültürünün etkisinde bir yer ve Old Town’da çok fazla İtalyan restoranı var. Biz görünüşüne aldanıp Pasta Bar’da yemek yedik ve 1 çorba, 1 salata, 1 risotto, 1 makarna, 1 gnocchi ve 1 bruschetta için 50 euro ödedik. Gördüğüm mekanlarının çoğunda fiyatlar benzer olduğu için fikir olması açısından yazmak istedim burayı ama bana vegan risotto diye zeytinyağlı dolma içi yediren bu allahsız yeri çok da önermek istemem. Old Town’da daha iyi İtalyan restoranları bulabilirsiniz eminim ki… 

SVETI STEFAN 

Karadağ’ı araştırırken gözünüzden kaçması imkansız olan 15. yüzyıldan kalma bu ada aslında günümüzdeki hali ile artık Aman Resorts grubuna ait bir otel. Yani zamanında birilerinin yuvası olan küçük evleriyle ya da kilisesiyle falan bildiğimiz küçük bir balıkçı kasabası olan bu adaya girmek artık herhangi bir köye girmek kadar kolay değil çünkü ya otel müşterisi olmanız ya da otelin restoranında bir şeyler yiyip içmeniz gerekmekte. Ben de restoranda bir şeyler içmeyi hayal ettiğim bu yerde taksicinin ‘’kışın orası tamamen kapalı’’ uyarısı ile adayı sadece uzaktan izlemeyi kabullendim ve Budva’da geçirdiğimiz günün 1-2 saatini ada çevresine ayırdık.

Sveti Stefan Adası’na nasıl gidilir derseniz en konforlu yöntemler tabii ki araç kiralamak ya da taksi kullanmak. Ayrıca yine kendilerinin otobüs dediği ama aslında okul servisi tarzı minibüsler de Budva-Sveti Stefan arasında gidip geliyor ama biz zaten 4 kişi olduğumuz için taksi de uyguna gelecekti ve konuştuğumuz kimse de bize minibüslerin sefer saatleri ile ilgili net bilgi vermeyince biz taksi ile gittik. 3-4 kişiyseniz taksi çok mantıklı olabilir yani minibüs karmaşasındansa. 

Budva – Sveti Stefan arası taksi ücretini de detaylıca yazayım.  Biz giderken Old Town’un ve sahilin biraz yukarısında ve otobüs terminaline yakın bir konumdaki taksi durağından bindik ve gidiş 14.5 euro tuttu. Taksici sahilde adanın karşısında ya da ada için tam manzara noktası olan anayolda bırakabileceğini söyledi ve biz adayı uzaktan da izlemek ve fotoğraflamak için anayolda indik. Sonra küçük bir köyden inerek 7-8 dakikada adaya ulaştık. Dönüşte ise çevrede biraz yürüdük çok güzel bir manzaraya karşı ve taksi ile direkt Old Town’a gittik. Dönüş için taksiye 8.10 euro ödedik.

Ada bir köprü ile karaya bağlandığı için üzerindeki otel kapalı olsa da köprüyü geçerek tam adanın girişinde üzerinize kilitlenmiş kapıya kadar yürüyebiliyorsunuz ve görebildiğiniz kadarıyla adayı izleyebiliyorsunuz kapının arkasından. Yani öyle çok büyük bir olayı yok ama işte turistçiliğin şanındandır diyerek bütün turistler gibi bol bol fotoğraf çekmek ve adanın çevresindeki yemyeşil yollarda yürüyebilmek için güzel bir yer. Tabii adanın tam karşısının da çok güzel görünen bir plaj olduğunu söylemem lazım burada. Yazın denize girmek için güzel bir tercih olabilir.

KOTOR

Eveet şimdi geliyoruz ben de dahil hemen hemen herkesin Karadağ’daki favorisi olan o yere. Kotor gerçekten bitmeyen yolları ve yoldaki çilesi ile hatırladığım bu gezimizdeki en ‘’geldiğimize değdi’’ dedirten yer oldu.

En baştan Budva’dan Kotor’a nasıl gidilir konusu ile başlamak gerekirse biz Budva’dan Kotor’a yine getbybus üzerinden kişi başı 3 euroya aldığımız biletlerle ve yine okul servisi ile 40 dakikada ulaştık. (Bu arada Balkanlar’da otogarlarda saçma bir şekilde otobüse binerken artık geçiş midir ne içindir bilmem ama ekstra ödeme yapıyorsunuz ve Budva otogarında 5 euro daha ödedik biz bu saçmalık için)

Kotor’da nerede kalınır meselesine gelirsek bu sefer gerçekten nokta atışı bir tavsiyem var: Unico Apartman. Aslında burası Old Town’un dışında hatta Kotor değil de Dobrota olarak geçiyor konumu ama 10-15 dakika deniz kenarında yürüyerek Kotor’un merkezine ulaşabiliyorsunuz. Daire eski bir apartmanda yer alıyor ama içi tamamen yenilenmiş ve ev sahibi o kadar tatlı ve yardımcı ki evde her şeyi düşünüp suyunuzu çikolatanızı bile koyuyor ve size bölgedeki en iyi fırını, en iyi barbekü restoranını falan bile yazıyor. Yurt dışında kaldığım evler arasında gördüğüm ev yardımsever ev sahibine sahip olduğu ve içi de güzel olduğu için bu daireyi kesinlikle öneririm. Fiyatı sezona göre değişiyor olabilir ama biz vergilerle birlikte 4 kişi 2 gece için 123 euro ödedik. 

Kotor da tıpkı Budva gibi surların içindeki Old Town böylesinin sokaklarında bol bol yürüyeceğiniz ve kendinizi o tatlı sokaklarında kaybedeceğiniz bir yer. (Ve bence Budva’dan çok daha güzel)

Kotor’da gezilecek yerlerin çoğu da yine Stari Grad yani Old Town içerisinde. Old Town’a giriş yapabileceğiniz birkaç kapı var. Bunların en ünlü iki tanesi nehir tarafından giriş yapabileceğiniz  River Gate ve ana kapı olan Sea GateSea Gate  adından da anlayabileceğiniz gibi tam denizin karşısında ve şehrin de ana merkezi diyebiliriz kendisi için. Old Town’a açılan bu kapının denize bakan dış tarafında da semt pazarımsı meyve sebze tezgahları, Turist bilgilendirme merkezi ve tekne turu için sizi çağıran bazı kişiler var. Old Town’daki en merkezi meydansa Aziz Tryphon Katedrali’nin olduğu meydan. 1166 yılında inşa edilen bu görkemli katedrale giriş 2.5 euro. Yine dönüp dolaşıp bir şekilde önüne çıkacağınız daha küçük ama havalı bir meydanda Sveti Luka Kilisesi var ve 17. yüzyıldan kalma bu kilise suriçindeki en turistik noktalardan biri. Şehrin Saat Kulesi ise hemen altındaki utanç anıtı ile illa ki dikkatinizi çekecektir çünkü kocaman bir yapı ve en büyük meydanların birinde bulunuyor kendisi. 1602 yılında yapılan kulenin önündeki bu anıta bir zamanlar suçluların bağlandığı ve bu yüzden utanç anıtı dendiği söyleniyor. ‘’Yok arkadaş ben sokakta 529833 adım atmak değil müze gezmek istiyorum’’ derseniz de Old Town’da Kedi Müzesi ve Denizcilik Müzesi var. Ben denizciliğe fazla maruz kaldığım ve tam bir dog person olduğum için ikisine de girmedim ama bir yerlerde buradaki kedi müzesinin köpek versiyonu varsa haber edin, koşarak giderim dsgfd

Deniz seviyesinde yeterince gezdiysek şimdi biraz da Nasuh Mahruki’lik diyor ve Kotor’un eşsiz manzarasını tepelerden izleyebileceğiniz Kotor Kalesi‘ne (St Giovanni Fortress) geçiyorum. Evet, gördüğünüz o muhteşem Kotor fotoğraflarının çekildiği yer burası ve maalesef o fotoğrafları çekmenin 1300 basamak kadar bir bedeli var. 

Normalde kaleye çıkış 8 euroymuş fakat biz sezon dışında gittiğimiz için kapılar gayet açıktı ve görevli kimse yoktu. Hiç ücret ödemeden çıktık yani ve bence bu hiç ücret ödememe kısmı benim kalenin en tepesine kadar çıkmayıp da yolun yarısındaki kiliseden geri dönmem konusunda etkili oldu. 8 euro vermiş olsaydım ‘’bari verdiğimiz paraya değsin’’ gibi dümdüz bir mantıkla en tepeye kadar çıkacak gazı kendime verirdim diye tahmin ediyorum çünkü… Yine de bence ‘’1300 basamağı insan olan çıkamaz’’ gibi daha da dümdüz bir mantıkla aslında kilisenin biraz yukarısındaki manzaranın da harika olduğuna ve en tepeye çıkmanın çok da gerekli olmadığına kendimi ikna ediyor ve bunu kanıtladığım güzeller güzeli fotoğrafları buraya bırakıyorum…

Kotor’da yeme içme meselesine gelince de yine Budva’daki gibi bir sürü İtalyan restoranı bulabileceğinizi söyleyebilirim. Ben aslında daha yerel şeyler denemeyi isterdim ama biz biraz da dünya kupası finalini Kotorlu dostlarla rahat rahat izlemek için pek de yerel lezzet barındırmayan Tacaro’da yemek yedik. 1 çorba, 1 burger, 1 burrito, 1 soslu tavuk, 1 patates, 1 latte ve 1 smoothie’ye 30 euro ödedik burada. Yani belli başlı Avrupa ülkeleri ile kıyaslayınca Karadağ’da da euro kullanılsa da yeme içme kısmını daha uyguna halletmek mümkün diyebilirim. 

Son olarak Kotor’dan özel ya da toplu turlar ile Kotor Körfezi’ndeki Perast’a ve Perast’taki adalara ya da Mavi Mağara’ya (Blue Cave) gidebileceğinizi söylemek isterim. Benim gördüğüm kadarıyla bu bot turların 1-1.5 saatlik kısa versiyonları sadece Perast’a gidiyor ve 6-8 kişilik gruplar için 15 euro kişi başı fiyatı. Bireysel gidecekseniz ya da daha az kişiyseniz de ücret 20 euro. 3 saatlik uzun turlarda ise Perast’a, Perast’taki adalara, Mavi Mağaraya, Denizaltı Tüneli’ne ve Mamula’ya gidiliyor ve kişi başı ücreti çoğu yerde 40 euro civarında. 

PERAST

Yukarıda bahsettiğim gibi Perast’a Kotor’dan deniz yoluyla ulaşmak mümkün fakat biz kaldığımız yer Dobrota’ya yakın olduğu için önce biraz Dobrota’yı da görmek istedik ve Dobrota’ya kadar yürüyerek Dobrota’dan taksiye bindik ve Perast’a ulaştık. Dobrota-Perast arası taksi 16.5 euro tuttu ve yol 10-15 dakika kadar sürdü. 

Aslında Kotor’dan otobüsle de Perast’a ulaşabilirsiniz. Biz giderken Kotor yerine Dobrota’ya yürümek istediğimiz için tercih etmedik ama dönüşte Perast-Kotor otobüsüne bindik ve kişi başı 1.5 euro ödedik. Çevredekilerden öğrendiğime göre otobüs yarım saatte bir geçiyor ve Perast’ın başındaki ve sonundaki 2 durakta da duruyor. 

Perast küçücük ve gerçekten çok tatlı bir yer ama ben internette biraz fazla abartıldığını gördüğüm için tam beklediğim etkiyi alamadım açıkçası. Yani evet gerçekten güzel bir yer ama internette Karadağ’ın Hallstatt’ı falan gibi yorumlar gördüğüm için beklentim birazcık daha yüksekti.

Yürüyerek en fazla 30-40 dakika gibi bir sürede gezebileceğiniz bu kasabadaki en göze çarpan iki şey Perast’ın tam karşısındaki iki küçük ada. Bu adalardan biri üzerinde bir Katolik kilisesi barındıran Our Lady of the Rocks (Kayaların Leydisi). Adadaki kiliseyi gezmenin mümkün olduğunu okumuştum aslında daha önce ama kış dönemi olduğu için kilisenin tamamen kapalı olduğunu söyledi bize lokaller. Diğer ada ise üzerinde hala aktif bir manastır bulunan ve bu nedenle dışarıdan girişin yasak olduğu St George Adası. 

Perast’a girince sizi küçük botlarıyla kişi başı 5 euro karşılığında bu adalara götürebileceğini söyleyen insanlar karşılıyor. Yani adalara giremeseniz bile botla yakınlarına kadar gidip adaları fotoğraflama imkânınız var ve bedeli 5 euro. 

TIVAT

Şimdi geliyorum BENCE bu listedeki en ‘’olmasa da olur’’ yere, yani Tivat’a. Böyle söylüyorum çünkü Tivat ülkenin biraz daha lüks yüzü ve bahsettiğim diğer yerlerden farklı bir havası var. Çeşit çeşit yatlarla ve lüks mağazalarla dolu marinasıyla bu şehir görmek için yanıp tutuşmuyorsanız ya da direkt olarak Tivat’a uçmuyorsanız gitmeseniz de olur diyebileceğim bir yer. Hatta bizimle benzer bir rotanız varsa ve araba kiraladıysanız Perast’tan Herceg Novi’ye devam etmek dönüp Tivat’ı görmekten çok daha akıllıca bir seçim olur. 

Aslında benim de hayalim Herceg Novi’yi görmekti ama araba kiralamadığımız için çok mantıklı olmayacaktı bizim rotamızda. Yani biraz hayaller vs hayatlar durumu oldu ve ‘’gelmişken Tivat’ı görelim’’ bari dememizin akabinde otobüsle kişi başı 4 euroya Kotor’dan Tivat’a gittik. Dönüşteyse Tivat-Kotor arası taksi 14.5 euro tutunca  Tivat’a otobüsle gitmenin hatta genel olarak Kotor’dan kalkıp da Tivat’a gitmenin bütün gezinin en saçma olayı olduğuna karar verdik.

Hala ‘’yok ben ikna olmadım, ille de Tivat’ı görmem lazım’’ diyen varsa da biraz Bodrum-Yalıkavak biraz Fransa-Cannes esintili bu yerde marinadaki restoranlarda fiyatların ve tabii ki otel fiyatlarının Kotor ve Budva’dan birkaç tık daha yüksek olduğunu söylemek isterim. Yani hobi olarak yine gezin ama öyle 1-2 gece konaklamaya ve o kadar paraya çok da değmez bence. Biz marinada One Restaurant’ta yemek yedik ve 1 burger, 1 makarna ve 3 starter için 37 euro ödedik. Buradan anlayabilirsiniz belki Kotor ve Budva’yla farkını.

Biz akşamüzeri gittiğimiz için marina dışında pek bir yeri gezemedik Tivat’ta ama Aziz Sava KilisesiGradski ParkAziz Roko Kilisesi ve Çiçek Adası (Ostrvo Cvijeca) şehrin diğer görülesi yerleri. 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: